SABIR, TEVEKKÜL VE BAŞARI

 

  Sevgili okuyucular fert ve cemiyet olarak maddi, manevi çok ağır imtihanlarla karşı karşıya bulunuyoruz. Devlet millet olarak gerek ekonomik gerekse sosyal yönden bir takım zorluklarla boğuşuyoruz. Ruhi ve manevi açıdan ise âdeta ölüm kalım mücadelesi veriyoruz. Bir taraftan din, iman, ahlak ve kültürünü muhafaza etmeye çalışmak, öbür taraftan ekonomik savaşı kazanmak.... Gerçekten hiçte kolay değil. Tek çözüm ve çare, çok çalışmak ve gecemizi gündüzümüze katarak elele verip birlik olmak. Hepsinden de önemlisi inançlı ve sabırlı olmak. Cenab-ı Hakka güvenerek, başarmak...

            Sevgili okuyucular:sabır iki türlüdür,

            1-Elem ve külfete, ızdırap ve çileye sabırdır ki, bununla yüksek himmet ve gayret sahiplerinin ulaştıkları başarılara erişilir.

            2-Lezzet ve şehevi isteklere karşı sabırdır ki, bununla da haramlardan, sonu dünya ahiret felaket ve rezillik olan her türlü zararlı unsurlardan kaçınarak örnek insan ve numune şahsiyet olmaya ulaşmaktır ki tarihimiz böyle örnek simalarla doludur.Yeni yetişen neslimize o milli şahsiyetleri örnek gösterebilirsek, bugünkü fikri, mali ve ekonomik problemlerin birçoğu kendiliğinden çözülür.Sabırlı olan bir fert nasıl kolaylıkla hedefine ulaşırsa, sabırlı olan bir millette çok çalışmak şartıyla hedef ve gayesine ulaşır.Bu sebeple yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim yüzlerce ayetiyle zorlukları yenmenin ve başarmanın yolunun sabır olduğunu ve müminlere sabretmelerini emretmiştir.Sabırlı olmak için de imanlı olmak lazımdır.Demek ki her şeyin başı inançtır.Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde: “ Hikmetin başı Allah korkusudur. ” buyurarak inanç noktasına işaret etmiştir.(Müslim C:4. S:315) Buradan anlaşılıyor ki, imanlı olmayan sabırlı olamaz, sabırlı olmayan da başaramaz.Sure-i Asır’da Rabb’imiz: “Asra yemin olsun ki bütün insanlık apaçık hüsrandadır, felakettedir, yalnız iman edip Allah için iyi işler yapanlar, birbirlerine Hakk’ı ve sabrı tavsiyeleşenler hariç.Yani onlar felaketten kurtuldular.” buyuruyor.

            Değerli okuyucular: bu günkü neslin ve hepimizin Kur’an’dan alacağı çok büyük mesaj ve dersler vardır.Çünkü, büyük küçük zorluklar karşısında Kur’an sabrı ve başarmayı emrederken, batılı ve gayri müslim toplumlarda her sene binlerce kişinin zorluklar karşısında yıkılıp ümidini kaybederek kendi canlarına kıydıklarını görüyoruz.Bunların içinde nice şöhretli insanlarda var.

            Canab-ı Hakk İnşirah süresinde: Bir zorluk karşısında iki kolaylığın olduğunu, yani bir kapı kapanırsa iki kapı açacağını ifade ediyor.Sevgili Peygamberimiz de: “Sabır, huzur ve genişliğin anahtarıdır.Sabreden muzaffer olur, başarılı olur.” buyuruyor,(Deylemi C:3 S:415, A. B. Hambel C:3 S:20-49) ve Rasulullah efendimizin 63 yıllık hayatına ve özellikle 23 yıllık tebliğ ve risalet dönemine baktığımızda çok çok sabrettiğini ama neticede muvaffak ve muzaffer olduğunu görüyoruz.Aynı metodu takip eden binlerce ilim ve gönül erinin de İslam ve milli tarihimizde başarılı olduklarını ve dünya çapında örnek şahsiyetler kabul edildiklerini müşahede ediyoruz.Fakat, iman Kur’an bilinmezse, haram ve kötülüklerden kaçınılma ise, beytül  male el sürmek şeref sayılırsa, birtakım bela ve zorluklara sabredilmezse, imanın yerini para ve menfaat, ahlak ve edebin yerini gayri meşruluk alırsa, milli ve manevi değerler geri plana itilirse, işte o zaman işimiz çok zor demektir.

Kısaca sevgili okuyucular ilimde, fende, iman ve teknikte, ahlak ve meziyette, istikbalin Türkiyesini omuzlarında taşıyacak imanlı ve aydın tertemiz nesiller yetiştirmeye mecburuz.Bu hususta hepimize vazife düşüyor.Sabırla, metanetle, tevekkülle hizmete ve muvaffakiyete devam.Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin.Amin.Saygılarımla.